Vakalar - romatizma ve ağrı

Tedavi kapsamımızı burada öğrenebilirsiniz. Hastanemizin odaklandığı bakım sahaları, çocuk ve genç romatolojisi, kronik ağrılı (ağrı artışı sendromu, fibromiyalji, psikosomatik bozukluklar) çocuk ve gençlerin bakımı, nöropediyatrik hastalıklar, bronşiyal astım, diyabet, bağışıklık yetmezlikleri, karmaşık kalıtsal bağışıklık bozuklukları, ortopedik ameliyat sonrası bakım, kalıtsal kas-iskelet sistemi hastalıkları ve kas-iskelet sistemi hastası çocuklar ve gençlerin uzun süreli tedavisidir.  

Tedavi kapsamımıza ve başkaca endikasyonlara yönelik olası sorularınızı başhekim sekreteryası kanalıyla başasistanlarımıza iletebilirsiniz.

Juvenil idiyopatik artrit

Juvenil idiyopatik artrit, çocuk ve genç yaşlarda en sık karşılaşılan kronik, iltihaplı romatizma tipidir. Bu teşhis, bir çocukta veya gençte en az 6 haftadır bir eklem iltihabı („artrit“) bulunuyor olması ve kapsamlı tetkiklerle dahi, artrite yol açan bir unsur, ör. bir enfeksiyon tespit edilememesi üzerine konur. Bu hastalık, „juvenil kronik artrit“ veya „juvenil romatoit artrit“ olarak da anılır. Bu bağlamda „juvenil“, “hastalığa yakalanıldığında 16. yaşın doldurulmamış olduğunu”, „idiyopatik“ ise “hastalığa yol açan unsurun bilinmediğini” ifade eder.

Alt gruplar – kategoriler

Juvenil idiyopatik artrit (JIA) bir çatı terimdir. Nasıl, “hayvan” terimi kedi, köpek ve at için bir çatı terim oluşturuyorsa “JIA” da aynı şekilde (JIA „Kategoriler“de ifade edilen) oligoartrit, sistemik JIA (= Still Sendromu), romatoit faktör pozitif poliartrit, romatoit faktör pozitif poliartrit, juvenil psöriatik artrit ve entezit ilişkili artrit alt grupları için bir çatı terim oluşturmaktadır. JIA’lı bir çocuğun hangi alt grup / kategori içinde yer alacağı, hastalığa yakalanışının ilk altı ayında belli olur. Vaka ilk altı aylık hastalık sürecinde bu kategorilerden hiçbirine uymuyor yahut birden fazla kategoriye uyuyor ise, “tanımlanamayan JIA” olarak nitelenmektedir.

Oligoartrit

“Oligo – az” ve “artrit – eklem iltihabı” terimlerinden meydana gelen oligoartrit, hastalığın en fazla 4 eklemde görülmesi halidir. Buna göre, juvenil idiyopatik artritin bir alt kategorisi olarak oligoartrit teşhisi koyabilmek için, hastalığa yakalanışın ilk altı ayında dört ya da daha az eklemde bulguya rastlanması gerekmektedir.

Poliartrit – romatoit faktör pozitif

“Poli – çok“ ve “artrit – eklem iltihabı” terimlerinden meydana gelen poliartrit, hastalığın en az 5 eklemde görülmesi halidir. Buna göre, juvenil idiyopatik artritin bir alt kategorisi olarak poliartrit teşhisi koyabilmek için, hastalığa yakalanışın ilk altı ayında beş ya da daha çok eklemde bulguya rastlanması gerekmektedir. Buna ek olarak kanda romatoit faktörler tespit edilmesi durumunda (JIA vakalarının yaklaşık %5’i), romatoit faktör (RF) pozitif poliartrit teşhisi konur.

Poliartrit – romatoit faktör negatif

Romatoit faktörler tespit edilememesi durumunda RF-negatif poliartrit teşhisi konur. Çocuklarda ve gençlerde RF-negatif tipi (JIA vakalarının yaklaşık %30’u) RF-pozitife nazaran daha sık görülür (JIA vakalarının yaklaşık %5’i).

Psöriatik artrit

Hastada artrite ek olarak bir deri hastalığı olan psöriasis (sedef hastalığı) görülmesi durumunda söz konusu olan juvenil idiyopatik artrit kategorisidir. Hastada artrite ek olarak psöriasis görülmese dahi 1. dereceden bir akrabasında sedef hastalığı görülmesi ve hastanın kendisinde psöriasise özgü tırnak başkalaşımıyla karşılaşılması halinde juvenil psöriatik artrit teşhisi konabilmektedir.

Entezit ilişkili artrit

Hastada artrite ek olarak bir entezit görülmesi durumunda söz konusu olan juvenil idiyopatik artrit kategorisidir. “Entezit”, entezin iltihaplanmasıdır. Bu, kastan çıkan tendonun kemiğin içine “nüfuz ettiği” yerdir. Bunun için tipik bir yer, Aşil tendonunun topukla birleştiği bağlantı yeridir. Bu noktada iltihaplanma olunca, entezit ilişkili artrite özgü topuk ağrılarıyla karşılaşılır. Artritle beraber entezite rastlanan, yani entezit ilişkili artrit hastası çocuklar ve gençler, sıklıkla HLA-B27-pozitiftir.

İridosiklit (Uveit)

İridosiklitte, iris (= göze rengini veren tabaka) ile kirpiksi cisim iltihaplıdır. “Romatizmal” iridosiklit veya uveit terimi ise bu hastalığın romatizmal bir temeli olduğunu vurgular. İki ayrı tipi vardır: hafif belirtili ancak uzun süren kesitlerde gerçekleşen kronik tip ve kızarıklık, ağrı, göz yaşarması, ışığa duyarlılık gibi belirtilerle karşılaşılan akut tip. Bu yüzden de romatizmal hastalığa sahip çocuklarda yarık lamba tarama muayenesi şart koşulmaktadır.

Sistemik juvenil idiyopatik artrit

Sistemik juvenil idiyopatik artrit (ya da Still sendromu; hastalığı ilk kez tanımlayan İngiliz romatolog Frederic Still’e atfen) vakalarında hastalığa yakalanışın ilk altı ayında eklem iltihaplarına (artrit) ek olarak 40 derecenin üzerine çıkıp en az 2 hafta süren yüksek ateş ve kızarıklı, geçici döküntü söz konusu olur. „Geçici“ bu bağlamda döküntünün hızla, ör. birkaç saat içinde geçebildiği manasını taşır. Olası diğer belirtiler: Lenf düğümü şişliği, kalp dış zarı iltihabı, karaciğer ve dalak büyümesi.

Bağ dokusu hastalıkları

Bağ dokusu hastalıkları sadece eklemleri değil, deriyi, sümük dokuyu, iç organları ve kasları da etkileyebilen iltihaplı romatizmalardır. Bağ dokusu hastalıklarına sistemik lupus eritematozus, dermatomiyozit, skleroderma, karma bağ dokusu hastalıkları ve tanımlanamayan bağ dokusu hastalıkları girer. Bağ dokusu hastalıkları çocuk ve genç yaşlarda juvenil idiyopatik artrite nazaran çok daha seyrek görülür.

Sistemik lupus eritematozus (SLE)

SLE en bilinen ve sık görülen bağ dokusu hastalığıdır. Tipik belirtisi, malar raş olarak adlandırılan, yanaklar ve burun bölgesinde ortaya çıkan kızarıklıktır. Söz konusu döküntüyle başka bölgelerde de karşılaşılabilir; ağız içi sümük dokusunda aft oluşabilir. Ayrıca, böbrekler ve beyinde görülmesi olasılığına da dikkat edilmelidir.

Kronik tekrarlayan çok odaklı osteomyelit (CRMO)

Kronik tekrarlayan çok odaklı osteomyelit (CRMO) vakalarında, nedeni henüz belirlenememiş bir kemik iltihabı söz konusudur. Çoğu kez hastalık vücudun birden fazla bölgesinde ortaya çıkar.

Küçük çocuklar dahi CRMO’ya yakalanabilir. Hastalığa yakalanma yaşı sıklıkla 6 ila 15 arasıdır. Toplamda bu hastalığa kız çocuklarında erkek çocuklarına nazaran iki kat fazla rastlanır.

CRMO esasen her kemikte ortaya çıkabiliyor olmakla birlikte en sık köprücük kemiğinde görülür. Tipik olarak görüldüğü diğer yerler, kaval kemiği, uyluk ve kollardır. Tüm omurgada, kaburgalarda ve leğen bölgesinde de iltihaba rastlanabilir.

Dermatomiyozit

Dermatomiyozit bir bağ dokusu hastalığıdır. Adından anlaşılabileceği gibi, temel belirtisi deride ve (derma – deri, dermatit – deri iltihabı) ve kaslarda (miyo – kas, miyozit – kas iltihabı) iltihaplanma görülmesidir. Miyozit kendini kas ağrıları ve kas zayıflığıyla belli eder.

Skleroderma

Skleroderma bir bağ dokusu hastalığı olup, hastaya karakteristik bir görünüm kazandıran bir deri sertleşmesi ile ayırt edilir (skleroz – sert, derma – deri). Hastalık yalnız deride mevcutsa, bölgesel yahut sınırlı skleroderma teşhisi konur. İç organlar da hastalık sürecinde dâhil olmuşsa, sistemik skleroderma veya sistemik skleroz tabir edilen vaka söz konusudur. Sistemik skleroderma çocuk yaşlarda çok nadir görülürken, bölgesel tip nispeten sık görülmektedir.

Vaskülit

Vasculum sözcüğü Latince’de “küçük kanal” anlamına gelir. Bununla kastedilen, kan damarlarıdır: “Vaskülit”, “kan damarı iltihabı” demektir. Kan damarı duvarında gelişen iltihap süreçleri burada hasara yol açabilir. Bunun sonucunda, kanın söz konusu damarlarda akışında bozukluklarla, yani dolaşım bozukluklarıyla, hatta hasarlı kan damarı duvarından dışarı kan akışıyla karşılaşılabilir. Hangi kan damarının (ör. belli bir deri bölgesine veya bağırsağa ya da böbreklere ait kan damarı) ne ölçüde hastalandığına bağlı olmak üzere, döküntü, karın ağrısı veya kanlı idrar gibi birbirinden farklı belirtiler görülebilir.

Çocuklar ve gençlerde kronik ağrı hastalığı

Eklem ve kas ağrılarından muzdarip çocuklarda daima kapsamlı bir ayırıcı tanıya başvurulmalıdır. Bunun kapsamına ortopedik sorunlar, romatoit iltihaplar ve habis hastalıklar girer. Tetkikler, söz konusu ağrıların kökenine dair bulgu sunamıyorsa, ağrılar yayılıyorsa, ağrıların şiddeti ve sıklığı artıyorsa, bir ağrı sendromundan şüphelenilmelidir: Ağrının kendisi bir hastalık haline gelmiştir.